DOLAR 18,5618 -0.24%
EURO 18,2733 -0.08%
ALTIN 1.013,52-0,02
BITCOIN 3631872,83%
İstanbul
18°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

D Vitamini eksikliği kanserin seyrini kötüleştiriyor

D Vitamini eksikliği kanserin seyrini kötüleştiriyor

Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, D vitaminin başta kemik sağlığı olmak üzere birçok hastalığın seyrinde önemi olduğunu belirterek, D vitamininin eksikliğinin bağırsak ve meme kanseri gibi pek çok kanser türünün seyrini kötüleştirdiğini söyledi.

ABONE OL
11 Eylül 2022 09:45
D Vitamini eksikliği kanserin seyrini kötüleştiriyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Prof. Dr. Coşkun, Milano’da geçtiğimiz günlerde tamamlanan 31. Avrupa Dermatoloji Akademisi kongresinde, D vitamini düşük düzeyde olan cilt kanserli hastalarda yaşam sürelerinin daha kısa olduğunu gösteren bir çalışma yayınlandığını bildirdi. Coşkun, “Ines Gracia Darder tarafından sunulan bu çalışmada melanomu olan 264 hastanın analizinde, D vitamini 10 ng/ml altında olan hastaların, bu düzeyi 10’un üzerinde olanlara göre yaşam süresinin 2 kat daha kısa olduğu gösterildi.” dedi. D vitamininin sağlığımız için çok önemli olduğunu hatırlatan Coşkun, “Eksikliğinde meme , prostat gibi bazı kanserlerin gelişme riski artıyor. Yine yumurtalık kanserinin yayılmasını önleyebileceğine yönelik son günlerde bir çalışma yayınlanmıştı. Bu çalışmada belki ilk defa kanser tanısı alan hastalarda D vitamini düzeyinin yaşam süresini etkileyebileceği gösterilmiş oldu. Bu çalışmadaki sonuçların daha detaylı olarak araştırılması ve diğer kanserler içinde benzer araştırılmalar yapılması gerekiyor. Bu süreçte tıpkı sağlıklı bireyler gibi kanser hastalarının da D vitamini düzeylerinin kontrol edilmesi ve gerekli durumlarda takviye yapılması çok önemli.” dedi. REKLAM FOTOĞRAF 9 Yeterince gözyaşı üretilmediğinde veya kalitesiz gözyaşı üretildiğinde ”kuru göz hastalığının” meydana geldiğini vurgulayan Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yenal Erten, ”Göz kuruluğu tedavisinde kullanılan yeni teknolojiler sayesinde hem gözyaşı üretimini hem de gözyaşı kalite ve miktarını artırmak söz konusu olabilmektedir” dedi. Memorial Sağlık Grubu Medstar Topçular Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Bölümünden Op. Dr. Yenal Erten, kuru göz hastalığı ve tedavisi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. Kuru göz hastalığının, gözyaşlarının gözler için yeterli yağlamayı sağlayamadığında ortaya çıkan yaygın bir hastalık olduğunu dile getiren Erten, "Gözyaşları birçok nedenden dolayı yetersiz kalabilmektedir. Yeterince gözyaşı üretilmediğinde veya kalitesiz gözyaşı üretildiğinde kuru göz meydana gelmekte. Kuru göz hastalığı devamında, göz yüzeyinde iltihaplanmaya ve hasara yol açmakta. Göz kuruluğu tedavisinde kullanılan yeni teknolojiler sayesinde hem gözyaşı üretimini hem de gözyaşı kalite ve miktarını artırmak söz konusu olabiliyor" diye konuştu. Gözyaşı filminin 3 katmandan oluştuğunu belirten Op. Dr. Yenal Erten, ”Kuru göz, gözyaşının vücut tarafından salgılanmaması veya mevcut gözyaşının buharlaşmasıyla ortaya çıkan bir sağlık problemidir. Gözyaşı, sağlık açısından gereklidir. Göz kuruluğu, sağlıklı gözyaşı filmini bozan çeşitli nedenlerden kaynaklanır. Gözyaşı filminin üç katmanı vardır: Yağlı yağlar, sulu sıvı ve mukus. Bu kombinasyon normalde gözlerin yüzeyini kaygan, pürüzsüz ve temiz tutar. Bu katmanlardan herhangi biriyle ilgili sorunlar kuru gözlere neden olabilir” dedi. Kuru gözün çok rahatsız edici bir durum olduğunun altını çizen Yenal Erten, "Kuru göz tedavi edilmezse korneaya zarar vererek gözde iltihap ve enfeksiyona sebep olabilmekte. Özellikle kontak lens kullanan, diyabet hastası olan ya da aile öyküsü bulanan kişilerin düzenli göz kontrolü yaptırması önemlidir. Kuru göz çok rahatsız edici bir durumdur ve kuru gözde gözler batabilir veya yanabilir. Uçakta, klimalı bir odada, bisiklete binerken veya birkaç saat bilgisayar ekranına baktıktan sonra olduğu gibi belirli durumlarda da göz kuruluğu yaşanabilmektedir. Kırmızı, tahriş olmuş, yorgun veya ağrılı gözler gibi uzun süreli kuru göz belirtileri olduğunda bir uzmana başvurulmalıdır” diye aktardı.<br> Kuru gözün belirtileri<br>Kuru gözün belirtileri arasında özellikle bilgisayar başında çalışan kişilerde çabuk yorulma ve ekrana eskisi kadar uzun bakamama sorunlarının olduğunu vurgulayarak diğer belirtileri de sıralayan Erten, ”Gözlerde yanma, batma ve yabancı cisim hissi, kaşıntı, kızarıklık, bulanık görme, özellikle bilgisayar başında çalışan kişilerde çabuk yorulma ve ekrana eskisi kadar uzun bakamama” diye konuştu.<br> Kuru göz hastalığının sebebinin saptanması için hastadan alınan bilgilerin çok önemli olduğuna değinen Erten, ”Göz kuruluğu tanısı konulmasında kullanılan testler bulunmakla birlikte en sık kullanılan yöntem detaylı bir göz muayenesidir. Kuru göz hastalığının sebebini bulmak için hastanın vereceği bilgiler önemlidir. Shirmer testi ile gözyaşı miktarı ölçülür, göze uygulanan bir damla ile gözyaşının kalitesi belirlenir" ifadelerine yer verdi. Op. Dr. Erten, göz kuruluğunun nedenlerini şu şekilde sıraladı:<br>”Kontakt lens kullanımı, eibomian bezi disfonksiyonu, hamilelik, sjögren sendromu, A vitamini eksikliği, Omega-3 yağ asidi eksikliği, LASIK ameliyatı, antihistaminik kullanımı, bazı tansiyon ilaçları ve bazı antidepresanlar, hormon replasman tedavisi, tütün dumanına maruz kalma veya enfeksiyon gibi kronik konjonktivit.” Yeni teknoloji ile gözyaşı üretimi artırılıyor<br>Göz kuruluğu hastalığında OPE-İPL teknolojisi kullanıldığında, sinir uçlarını uyararak gözyaşı üretiminin artırıldığını vurgulayan Yenal Erten, “OPE-İPL teknolojisi kullanılarak, göz kapaklarında ısısal etki oluşturularak ve gözyaşı salgılayan bezlerin ağızlarındaki kaslar çalıştırılarak gözyaşındaki yağ miktarı artırılır. Bu sayede gözyaşı buharlaşması azaltılarak miktar ve kalite artırılmış olur. OPE-İPL teknolojisi aynı zamanda sinir uçlarını uyararak gözyaşı üretimini de artırmaktadır. Sonuç olarak hem üretim artar hem de kayıp azaltılarak gözyaşı kalite ve miktarı artırılmış olur” diye sözlerine ekledi. Uzmanlar uyardı: Kuru göz hastalığına dikkat Yeterince gözyaşı üretilmediğinde veya kalitesiz gözyaşı üretildiğinde ”kuru göz hastalığının” meydana geldiğini vurgulayan Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yenal Erten, ”Göz kuruluğu tedavisinde kullanılan yeni teknolojiler sayesinde hem gözyaşı üretimini hem de gözyaşı kalite ve miktarını artırmak söz konusu olabilmektedir” dedi. {{ entity.comments.quantity }} YORUM BİR YORUM YAZIN BiP’te paylaş Telegram’da paylaş Whatsapp’ta paylaş Pinterest’te paylaş Flipboard’da paylaş E-posta gönder FOTOĞRAF 8 Bu yılın başlarında Avustralya'da yapılan çığır açan bir araştırma, dünya genelinde yaklaşık 3 milyon kişiyi etkileyen ve zayıf hareket kabiliyetine, uyuşukluğa, yorgunluğa ve felce yol açabilen tedavisi olmayan Multipl Skleroz (MS) adlı nörolojik hastalığın, glandüler ateş hastalığına neden olan aynı enfeksiyon olan Epstein-Barr virüsü tarafından tetiklendiğini buldu. Bununla birlikte, ABD’li Covid aşısı üreticisi Moderna, insanların virüse yakalanmasını önlemek için tasarlanmış bir Epstein-Barr aşısını hali hazırda test ediyor. mRNA AŞISI MS HASTALARINA VERİLECEK<br>Uzmanlar şimdi, hastalığın ilerlemesini yavaşlatıp yavaşlatamayacağını ve semptomların şiddetini azaltıp azaltamayacağını görmek için bu aşıyı MS hastalarına vermek istediklerini duyurdu. İngiltere’deki Warwick Üniversitesi'nde virüs uzmanı ve yeni çalışmaya başkanlık edecek olan Prof. Dr. Lawrence Young, "Epstein-Barr ve MS arasındaki bağlantı artık sorgulanamaz. Eğer bir aşı ile kandaki virüs seviyelerini nötralize edebilirsek, bu korkunç hastalığın en kötü semptomlarından bazılarını tersine çevirmenin mümkün olacağına inanıyoruz" diye konuştu. MS HASTALIĞI NEDİR?<br>Diğer taraftan, Multipl Skleroz (MS) hastalığı, bağışıklık sistemi kontrolden çıktığında, beyin ve omurilik sinirleri üzerindeki koruyucu kaplama olan miyelin kılıfına saldırıp hasara yol açtığında ortaya çıkıyor.<br><br>Bu durum ise zayıf hareket kabiliyeti ve uzuvlarda uyuşukluk gibi yıkıcı semptomların yanı sıra zihinsel sağlık sorunlarına yol açıyor. Multipl skleroz (MS) hastalığının şu anda bir tedavisi bulunmuyor ve hastaların genelde daha erken ölmesine neden oluyor. Öte yandan 2018 yılında, Avustralya’da yapılan bir çalışma bağışıklık sistemini MS hastalarında Epstein-Barr'ı avlamak için eğiten deneysel bir ilaç tedavisi geliştirdi. İlaç verilen 10 hastadan 6’sı semptomlarında belirgin iyileşmeler gördü.<br><br>Prof. Dr. Young, “Bu denemenin sonuçları dikkat çekiciydi. Felç ve görme kaybı gibi ciddi semptomlar bile tersine döndü. Ancak, Avustralya geliştirilen bu deneysel ilacın üretilmesinin pahalı ve oldukça uğraştırcı olduğu görüldü” dedi. Young, aşıları vücuttaki belirli hücreleri hedef alacak şekilde uyarlamak için tasarlanan ve mRNA olarak bilinen Moderna ve PfizerBioNTech Covid-19 aşılarının arkasındaki teknoloji kullanılarak benzer, daha ucuz bir tedavinin oluşturulabileceğini söyledi. Young, “Yakın gelecekte bu MRNA şirketlerinden biriyle işbirliği yapmayı ve bir aşı kullanarak MS ile savaşıp savaşamayacağımızı görmek için bir deneme başlatmayı planlıyoruz.” açıklamasında bulundu. MNRA teknolojisi kullanılacak: MS’e karşı aşı umudu Bilim insanları, dünya genelinde yaklaşık 3 milyon insanda görülen Multipl Skleroz (MS) hastalığı için nihayet bir tedavi geliştebileceklerini duyurdu. Şu anda çaresi olmayan hastalık, insanlarda felce neden oluyor ve erken ölüme neden oluyor. İngiliz bilim insanları, hastalığın etkilerini tersine çevirmek için Covid-19 aşılarının arkasında mRNA teknolojisi kullananan bir aşıyı MS hastaları üzerinde deneyeceklerini duyurdu. {{ entity.comments.quantity }} YORUM BİR YORUM YAZIN BiP’te paylaş Telegram’da paylaş Whatsapp’ta paylaş Pinterest’te paylaş Flipboard’da paylaş E-posta gönder

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.